Kayıtlar

Ağustos, 2022 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

İttifak, sosyalistler ve Kürtler

Resim
  “ Uygulamada sosyal-şovenler, proletaryaya düşman bir burjuva politikası izlemektedirler; çünkü bunlar yabancı istilacılara karşı savaş anlamında bir ‘anayurdun savunulmasını’ değil, ‘büyük’ devletlerden şunun ya da bunun, sömürgeleri yağma etme ve öteki ulusları ezme ‘hakkını’ savunmaktadırlar .”(1) “ Eğer sosyalizme bağlı kalmak istiyorsak, daha şimdiden, yığınların enternasyonalist eğitimine girişmeliyiz, bu da ezen uluslarda ezilen ulusların ayrılma özgürlüğü üzerinde ısrar etmeden olanaksızdır.” (2) Lenin’e ait olan yukarıdaki paragraflar birinci paylaşım savaşının ilk iki yılında yazıldı. Lenin kaleme aldığı bu metinlerle açıkça sermaye sınıfının saflarına geçmiş dönekleri hedef alırken, aynı zamanda ulusal sorun meselesinde bocalayan yoldaşlarını da uyarmıştı. *** Büyük Proleter Kültür Devrimi sırasında, devrimin önderi Mao Zedung tarafından yazılan, ÇKP’nin on altı maddelik meşhur bir genelgesi vardır.   Genelgenin beşinci maddesinde özetle şöyle diyor: ...

İsyan ve günah

Resim
  “İşte sizin isyan , günah, yıkıp dökme, kısaca kötülük dediğiniz şeyler, benim özümdür.” (1) Bu ifadeler Goethe’nin Faust isimli eserinde şeytanı temsil eden Mephisto ’nun dilinden dökülüyor. İbrahimi dinlerde şeytan mefhumuyla kötülük aynı anlama gelir. Mephisto ise burada isyanla kötülüğü denkleştiriyor. İsyan şeytan işidir, isyan şeytanın temel melekesidir diyor. Aslında Goethe genel olarak din kurumunun, özel olarak da Hristiyanlığın isyana karşı yaklaşımını yalınlaştırıyor. Kötü/günah ile isyan ilişkisine tekrar döneceğiz. Zaten esas olarak bunu tartışacağız. Ancak öncelikle kötüyle isyanı denkleştiren düşüncenin arka planını kısaca irdelemekte fayda var. Tarihsel olarak, dinin doğuşu ve sonrasında dinin ideolojik-siyasal bir forma kavuşması arasında zorunlu bir ilişki olduğunu görüyoruz. Her din devletleşebildiği ve toplum üzerinde ideolojik bir hegemonya kurabildiği sürece etkili ve yaygın hâle geliyor. İbni Haldun bu gerçeği Mukaddime ’sinde özlü bir biçimde sapt...

Mihri Belli'den bize kalan

Resim
  “Daha yeni kımıldıyoruz; otur otur çürüdük köşemizde yıllardır. Herkeste bir ürkeklik. Doktorun(Şefik Hüsnü) Mihri’ye gösterdiği yakınlık da bundan; Parti’nin umutsuzluğa düştü düşecek, eski, uyuşuk kadrolarına moral getirdi bu genç arkadaş, dedi bir gün. Yalan mı? Sinmiş gibiydik hepimiz. Son toparlanmada başı çeken de o, Reşat söyledi.” Vedat Türkali’nin Güven romanını okuyanlar yukarıdaki paragrafı hatırlayacaklardır. (1) Türkali, Mihri Belli’yi tanımlarken onun devrimci ve hırslı kişiliğini çok güzel özetlemiş... Belli’nin TKP merkez komitesine koopte/kabul (2) edildiği yıllar, ikinci emperyalist paylaşım savaşının en zorlu zamanlarıydı. Türkiye hakim sınıflarının Hitler’i alkışladığı ve Türk devletinin Nazizm’in rotasına girdiği, pantürkist-faşişt çetelerin palazlandığı ve komünist olmanın hem yasal anlamda (3) hem de devlet propagandası düzleminde “vatan hainliği” olarak dikte edildiği yıllardı. İşte Belli o günlerde, bir komünist nasıl tavır alması gerekiyorsa öyle...

Kara Yazı(ÖYKÜ)

Resim
  Haziranın ortası. Havalar hâlâ serin. Günlerdir, ara ara dinen ama muntazam süren yağmurlar yağıyor.  Televizyon ve gazeteler, “Türkiye yarı tropikal iklime geçiyor” minvalinde haberler veriyor.  Bu sabah yine hava kapalı. Cuma, “Yağmura yakalanmasak bari,” dedi. İş aramaya gidecek. İki gün önce işten çıkarıldı. Bugün, önceki çalıştığı fabrikada beraber çalıştığı köylüsünün yönlendirmesiyle başka bir cıvata fabrikasına başvuracak. Çelimsiz bedeni onu zor taşıyor. Aslında adım atmaya hiç dermanı yok. Sigarayı ciğerlerine her çekişinde, avurtları, zaten biçimsiz olan yüzüne daha da kötü bir görüntü veriyor. İki bebesine baktı şöyle; biri çamaşır mandallarıyla oynuyor, diğerini ise anası emziriyor. Birden bir güç geldi Cuma’ya, düştü yola. Mahallede mevlit var, yemekli. Köfte kokusu ciğerlerine işliyor. Evden ağzına bir şey atmadan çıktı, ağzı tütünden leş gibi kokuyor. Oturdu bir şeyler yedi. Tuhaf bir mutluluk belirdi yüzünde, içinden “Hem gevreğe ayırdığım para cebime k...