Kayıtlar

Ekim, 2024 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Kemalizm’in sınıfsal-ideolojik tahlili

Resim
  Kerem Yıldırım-Sinan Köksal   Biz bu yazıda proleter devrimler çağının başlarında gelişen Kemalizm’i burjuva devrimci ve karşı devrimci niteliği açısından değerlendireceğiz. Kemalizm’in günceli etkileyen kurucu reflekslerini ve siyasal pratikle ilişkisini sınıfsal-ideolojik kodları üzerinden ele alacağız. Bugün, ülkedeki siyaseti okuma, anlama sürecinde Kemalizm’in tarihsel kritiğinin yapılmasının, birçok pratik hamlede siyasi berraklaşma sağlayacağı, ittifak meselelerinin ise daha sağlıklı bir biçimde ele alınmasına yol açacağı açıktır. Özellikle CHP özelinde cisimleşen tartışmanın sosyalist sol siyasete ne şekilde etki ettiği tartışmanın başlıklarından biridir. Yazımız iki bölümden oluşuyor. Birinci bölümde Kemalizm’in tarihsel-ideolojik arka planını, temsil ettiği sınıfları, emperyalizmle ilişkilerini, anti-komünist niteliğini ve milliyetler sorununa yaklaşımını açıklamaya çalışacağız. İkinci bölümde ise asıl olarak Komintern’in Kemalizm değerlendirmelerini işleyeceği...

Marx’ın işçi tanımı üzerine

Resim
  Marx Kapital’in Almanca baskıya önsözünde “kitabın amacı modern toplumun ekonomik hareket yasasını ortaya çıkarmaktır” diyor. (1) Gerçekten Kapital’le Marx kapitalist düzenin hareket yasasını ortaya koydu ve bu yasa hâlâ geçerliliğini sürdürmeye devam ediyor. Bu yasa, ölü emek olan sermayenin ancak vampir gibi canlı emeği emmesiyle işliyor. Vampir canlı emeği ne kadar çok emerse o kadar çok yaşıyor. Bununla birlikte vampirin iştahı canlı emeği emdikçe artıyor, yani sermayenin hareket etme sınırı da bulunmuyor. Vampirin sınırsız iştahla emdiği emek işçinin emeğidir. Marx kapitalist düzenin hareket yasalarını ortaya koyarken berrak da bir işçi tanımı yapmıştır ve yaptığı tanım güncelliğini korumaktadır. Bugün açısından sermaye tam teşekküllü bir biçimde küreselleşmiş durumdadır. Hâliyle emeğin sömürülmesi de küreselleşmiştir ve Marx’ın yaşadığı tarihsellikle kıyaslanmayacak düzeyde bir proleterleşme, mülksüzleşme ve işsizleşme yaşanmaktadır. Yani sermayenin sınırsız geni...

Ya havuç ya özgürlük!

Resim
  Malumunuz; MHP, Türk burjuva siyasetinin en şoven ve gerici eğilimini temsil ediyor. Nitekim MHP; CHP ve AP’nin yetersiz kaldığı bir siyasal ortamda, NATO’nun komünizme karşı mücadele için tezgahladığı  “Yeşil Kuşak”  konsepti içinde semirtilmiştir. 1970’lerin ünlü  Milliyetçi Cephe  hükümetlerinden beri devlet içinde örgütlüdür. Bugün MHP açısından özel bir konjonktür yaşanıyor. Çünkü MHP yarım asırlık tarihinin en güçlü döneminde. MHP güncel olarak kurucu resmî ideolojiyle, 12 Eylül’le güncellenmiş yeni-resmî ideolojiyi bünyesinde taşıyabilen bir siyasal hattı temsil etme niteliğiyle, diğer Türk burjuva siyasal özenlerden kendini ayırt ediyor. Özellikle 15 Temmuz sonrasında bütün refleksleri MHP’lileşen bir Türk burjuva devlet pratiği yaşanıyor. Sadece yer üstü MHP’lileşmiyor, bütün yer altı faaliyetleri de MHP’lileşerek kurumsallaşıyor. Bahis çetelerinden, uyuşturucu ticaretine; TSK’den emniyete, bakanlıklardan müdürlüklere uzanan bir MHP’lileşme söz konusu...