Kayıtlar

Mayıs, 2023 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Sahnenin dışındakiler: Sosyalistler ve Kürt Dinamiği

Resim
  “Var olmak mı, yok olmak mı, bütün sorun bu! Düşüncemizin katlanması mı güzel, Zalim kaderin yumruklarına, oklarına, Yoksa diretip bela denizlerine karşı Dur, yeter! Demesi mi?” (1)   Başlığı Ahmet Hamdi Tanpınar’dan ödünç aldık. Çünkü seçim sürecini bütünlüklü olarak ele aldığımızda, komünist/sosyalist solun ve Kürt dinamiğinin durumunu anlatacak daha anlamlı bir ifade bulamadık. İkinci tur değerlendirmesi yapmayacağız, ilk turdan sonra yaptığımız genel değerlendirmeyi(2) sahnenin dışında kalan sosyalistleri ve Kürt dinamiğini/demokratik siyaseti mercek altına alarak sürdüreceğiz. İlk değerlendirmemizde seçimden iki sonuç çıkarmıştık ve sosyalist solun, demokratik siyasetin önünde duran yeni mücadele hattına kısaca değinmiştik. Uzatmadan, direkt söyleyelim: Bu seçimlerde sosyalistler ve Kürt dinamiği esasen yoktu. Sosyalistler ve Kürt dinamiği seçimde taraftı ama burjuva muhalefetinden yana taraftı.   Burjuva muhalefeti yenildi ve dolayısıyla sosyalist...

Kaypakkaya’nın güncel mirası emekçi halk içerisinde mevzilenmektir(RÖPORTAJ)

Resim
Kaypakkaya’nın 68 kuşağı içerisindeki özgün yanı, 68 kuşağı ve özelde Kaypakkaya’nın tarihsel mirası, Cumhuriyetin ikinci yüzyıl tartışmaları ve Kemalizm’in günümüzdeki durumu, Kaypakkaya’nın ve 68’in günceldeki önemi gibi sorulara cevap aradığımız söyleşi dizimizin yedinci konuğu Kerem Yıldırım. Kerem Yıldırım ile gerçekleştirdiğimiz söyleşi şöyle; İbrahim Kaypakkaya’nın katledilmesinin üzerinden 50 yıl geçti. 50. yılında Kaypakkaya’yı özgün kılan nedir? İlk önce 68’i tasvir edelim. 68 hem dünya hem de ülke konjonktürü açısından nasıl bir ortamda şekillendi, bunun Kaypakkaya üzerindeki etkisi neydi? Kaypakkaya’yı yaratan temel dinamiklerden biri de 68 zemini üzerinde şekillenmesidir, hatta 68’in de düzenle ilişkili nitelikleriyle hesaplaşmasıdır. Kaypakkaya’yı özel kılan, 71 devrimci kopuşunun, en radikal hesaplaşmasını yapan politik çevrenin başında bulunmasıdır. Vietnam Kurtuluş Savaşı, 1966’da Çin’de başlayan Büyük Proleter Kültür Devrimi, Çekoslovakya’nın işgali, Sovyetler Birliği...

14 Mayıs’ın iki sonucu: Kürt düşmanlığı ve kent-taşra gerilimi

Resim
  Schopenhauer “dünyanın düzeni haksızlık üzerine kuruludur” dedikten sonra Spinoza’ya atıfta bulunarak, güç ile hak arasındaki ilişkiyi şu şekilde özetliyor: “Her bir kimse ne kadar güce sahipse o kadar hakka sahiptir. Her bir kimsenin hakkı gücüyle belirlenir .” (1) Spinoza’ya ait olan bu tanımı, insanlığın özel mülkiyetli yaşamaya başladığı ya da toplumsallaştığı ilk aşamadan itibaren, mülkiyeti kutsal gören her egemenlik biçiminin genel yasası olduğunu söyleyebiliriz. Özel mülkiyet ilişkilerin egemen olduğu toplumsallaşma süreci, zaten eşitsiz olan doğa ilişkilerini, toplumsallaşan insan dünyasında daha da eşitsiz hâle getirmiştir. Kapitalist emperyalizm ise bu toplumsal eşitsizliğin en derinleşmiş ve kurumsallaşmış biçimidir. Kapitalist emperyalizmin en zorba ve azgın formu olan faşizmin zirve noktası Hitler Almanya’sıdır dersek, sanırım, en azından şimdilik, yanlış bir şey söylemiş olmayız. Spinoza’nın güç-hak denklemi Nazizm için siyasal pratik açısından düstur olmuştu...

İshak neden yalnız?

Resim
  Karanlık Gece mekân tercihleri, olay örgüsü ve oyuncularıyla, bir solukta izlenen çarpıcı ve etkileyici bir film olmuş. Özellikle İshak’ın “aşağıdan gelir gelinin göçü” türküsünü söylediği sahne olağanüstüydü… Karanlık Gece’yi izleyene kadar böyle bir yazı yazacağımı hiç düşünmemiştim. Filmi izledikten sonra içimi bir öfke kapladı. Ancak sadece memleketi cehenneme çeviren karanlığa değil, o karanlık karşısında mücadeleyi yalnızlığa hapseden Türkiye aydınının muntazam melankolisine ve yılgınlığına da öfkelendim. Dili doğru kullanmak açısından “öfkemizi” tanımlayalım. Öfkemiz dostçadır ve güzel günlere, ortak geleceğimize olan inancımızın daha da güçlendirilmesine yöneliktir. Bu yazı siyasallaşmış estetiğe devrimci öneriler sunma amacıyla yazılmıştır, aynı zamanda estetik nesnenin ideolojik kritiğidir. *** Filmden çıkar çıkmaz “İshak neden yalnız?” diye sordum. Filmi izlediğim salonda, filmin yönetmeni de vardı. Yönetmen film sonrası izleyiciyle yaptığı söyleşide birçok meseleye de...