Kayıtlar

Nisan, 2024 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Taksim Yasağı ve Burjuva Örtüsünden Sıyrılmış Sınıf Mücadelesi

Resim
  İçişleri bakanı, “Terör örgütleri, 54 sosyal medya hesabından ‘Taksime gelin’ çağrısı yapıyorlar.” dediği sırada, Dostoyevski’nin  Ecinniler ’inde geçen şu tümce zihnimde beliriverdi: “Herkes susarken, bildiriler bağırıyor”. Evet, bakanın Taksim çağrıcılarını, devrimcileri terörist olarak tanımladığı bir ortamda, sınıflar mücadelesi en berrak hâlini yaşıyor demektir. Neden mi? Çünkü; bakanın sözünün bittiği yerde, Taksim’e çağrı yapanların bildirileri bağırıyor! Eveleyip geveleseler de, taraflar belirgin, saflar net. Burjuvazi yasaklıyor, işçiler Taksim’de inat ediyor! Bakan Taksim’in 1 Mayıs için uygun olmadığını; turistlik faaliyetin aksaması, gündelik rutinin bozulması ve trafiğin tıkanması gibi gerekçelerle açıklamaya çalışırken, bir anda 29 caddeyi ve bu caddelere açılan sokakları trafiğe kapatacaklarını itiraf etti. Şimdi Taksim yasağı mı hayatı felç ediyor, yoksa Taksim’e çıkmak isteyenler mi? Bakan hem saçmalıyor hem de gizlemeye çalıştığı sınıf kimliğini, işçi düşma...

AKP-MHP rejiminin kırılma noktaları ve devrimci olanaklar

Resim
  Turancı Türk milliyetçiliği, Türk burjuva devletinin kurucu ideolojisi olan resmi Türk milliyetçiliğiyle/Kemalizmle krizli bir akrabalığa sahiptir. Bu kriz tarihsel süreç içinde dönem dönem derinleşmiş bazen de zayıflamıştır ama hiçbir zaman resmi milliyetçiliğin koyduğu sınırları aşmamıştır. Bu krizin kökeni İttihat Terakki Cemiyeti içindeki saflaşmalara kadar uzanır. Türk Ocakları’dan Cumhuriyetçi Köylü Millet Partisi’ne (CKMP), CKMP’den MHP’ye uzanan bu dinamik; her dönem Türk burjuva devletinin gerçek sahibi olma motivasyonuyla siyasal varlığını sürdürdü. Ancak bunun yanında Turancı çizgi, hiçbir dönem bağımsız bir siyasal hareket olarak iktidar perspektifi ortaya koymadı. Turancılık hedefini uygulayacak hiçbir siyasal girişim yaşanmadı. Siyasal-pratik anlamda Turancılık fikri;  emperyalistlerin ve Türk burjuva devletinin her dönem farklı gerekçelerle kullandığı ideolojik bir kullanım aracı oldu. * Diğer bir anlamda da, her dönem varlığını düzenli olarak genişl...

Şefik Hüsnü’ye, doktor yoldaşa…

Resim
  1887’de Selanik’te doğdu. Varsıl bir ailenin çocuğuydu. Babası Selanik’te ünlü bir avukattı. O’nun da hukuk okumasını istiyordu. Ancak o hukuk okumak istemedi, çünkü avukatlık ihtilalci mesleği değildi. O ihtilalci mesleği olan doktorluğu seçti. (1)  Dönemin devrimci cereyanı olan Jöntürklük içerisinde en gözde meslek doktorluktu. Çünkü halkın sağlığı kadar hayatı da tedaviye muhtaçtı. Bu gerekçeyle doktor olmayı seçti. 1905’te ailesinden gizli ihtilal şehri Paris’e gitti. Haliyle ailesinden maddi bir yardım almadan okuması gerekiyordu. Başının çaresine baktı. İlk önce fen fakültesinde okudu, sonra tıp fakültesinde okumaya hak kazandı. Ömrünün sonuna kadar birlikte olacağı Leokadya’ya burada aşık oldu. Aynı yıl Emile Zola’nın romanlarıyla tanıştı. Sosyalist dünya görüşünü benimsemesinde Zola’nın etkisi büyüktü. (2)  Ardından Rus Devrimi (1905) patlak verdi. Gelişmeler onu adım adım işçi sınıfının devrimci davasına yönlendiriyordu. Sonra ünlü Fransız Sosyalisti Jaures’in...

Sosyalist solda CHP körleşmesi ya da derinleşen ideolojik tasfiyecilik

Resim
   “Bir komünistin söz ve eylemlerini sınamanın en iyi yolu, bunların halkın büyük çoğunluğunun en yüksek çıkarlarıyla bağdaşıp bağdaşmadığına ve onların desteğini kazanıp kazanmadığına bakmaktır. Her yoldaşın şunu anlamasına yardım edilmelidir: Halka dayandığımız, kitlelerin tükenmez yaratıcı gücüne kuvvetle inandığımız, dolayısıyla onlara güvenip kendimizi onlarla bütünleştirdiğimiz sürece, her düşmanı ezebilir ve her güçlüğün üstesinden gelebiliriz; buna karşılık hiçbir düşman bizi yenemez.” Mao Zedong, Koalisyon Hükümeti Üzerine, 24 Nisan 1945.   Jose Saramago Körlük isimli eserinde, özel bir körlüğe yakalanan, her şeyi bembeyaz gören insanlara, “Örgütlenmek yeter, örgütlenmek bir bakıma görmeye başlamak demektir.” diyor ve körlüğe ya da beyaz felakete karşı örgütlenmeyi öneriyor. Hiçbir öznesini ayırt etmeden, Türkiye sosyalist siyasetinin bütünüyle körleştiği bir dönemin içinden geçiyoruz. Sosyalistlerin körleştikçe siyaseten hiçleştiği bir dönem yaşıyoruz. Saram...