Kayıtlar

Eylül, 2023 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Sosyalist siyasette yeni birliktelikler ve yol ayrımları

Resim
  “Haklı çıkmak isteyen haklı çıkar.” (1) Faust, Goethe.   Klasik Alman felsefesinde, siyasetin ve hukukun burjuvaca kavranışı bir perspektif sunar : Güçlü olan haklıdır. Burjuva siyaset ve hukuk kurumları her ne kadar insanlara yasal eşitlik ve özgürlük vadinde bulunsa da, burjuva toplumunun gerçekliği güçlünün haklı olduğu önermesini muntazam olarak onaylar. Örneğin milyonlarca Avrupalının katili olan Hitler, güçlü olanın haklı olduğunu açıkça ifade etmiştir. (2) Hitler Alman filozofların muhtelif yöntemlerle tartıştığı bu perspektifi, milyonları vahşice katlederek somutlaştırmıştır. Faşizm, burjuva toplumun en radikal ve gerici biçimi olması nedeniyle güçlünün haklı olduğu düsturunu gizlememiştir. Adı koyulmaz, itiraf edilemez ama Türkiye başta olmak üzere, bütün burjuva toplumlarda, siyaset ve hukuk kurumları güçlü olanın haklı olduğu iddiasının sağlaması esasına dayanır. Burjuva siyasetinde güçlü olmak haklı olmak için esastır, burası tamamdır. Ya devlet terör...

Sermayenin göçmen emek gücü bağımlılığı ve ‘İslam kardeşliği’ palavrası

Resim
  Türk sermaye devleti, “milli damadın” ailesine ait Albayrak Holding medyasına bağlı bir aparatla İslam âlemine çağrı yaptı. Aslında bu çağrı İslam âlemine değil, devletin kontrolünde olmayan göçmen karşıtı refleksleredir. AKP-MHP rejimi toplumda zaten güçlü bir karşılığı olan göçmen karşıtlığını kendi ideolojik yöntemleriyle kontrol altına almak istiyor. Çünkü devletin kontrol etmediği bir göçmen düşmanlığı, Türk sermaye rejimini tedirgin ediyor. 2011 Suriye iç savaşının başından bu yana, bölgesel olarak hegemonyacı bir role talip olan Türk sermaye devleti, hem ucuz emek gücüne hem de Körfez sermayesine ihtiyaç duyuyor. Müslüman göçmenlerin ucuz emeğinin sömürülmesi ve Türk sermayesinin Körfez sermayesiyle daha fazla bütünleşme ihtiyacı; Kürt’e ve Ermeni’ye karşı her gün ekranlarda ırkçılık kusan devlet “gazetecilerinin” ırkçılık karşıtı kampanya başlatmalarına sebep oldu. Yapılan çağrıda “İman edenler bir bedendir ve bu bedeni bölmek istiyorlar.” diye bir ifade geçiyor....

Dandakaranya’dan yükselen kızıl isyan: Naksalistler

Resim
  “Devrimimiz küresel sosyalist devrimin bir parçası olacaktır ve nihai kaderi de dünya sosyalist devriminin başarı ya da yenilgisine bağlıdır. Şüphesiz, emperyalist-kapitalist ülkelerdeki işçi mücadelelerinin şiddetlenmesi Hindistan Devrimi’nin lehine olacaktır.”(1) HKP(Maoist) genel sekteteri Ganapathi, Ocak 2010.   Hindistan’da komünist hareketin bir asırlık tarihi var. Ancak Hindistan komünist hareketinin ilk yarım asrı etkisiz ve parlamenterist bir siyasal hatta ilerledi. Komünist hareket 1960’lı yıllarda iki önemli ayrışma yaşadı. İlk ayrışma 1964’te HKP(Marksist)’in HKP’den kopmasıyla gerçekleşti. Bütün dünyayı etkilen Çin Sosyalist Devrimi, halk savaşı stratejisi ve Büyük Proleter Kültür Devrimi atılımlarıyla Hindistan coğrafyasında da büyük bir etki yarattı. 1967 Mayıs’ında, Hindistan’ın kuzeyindeki Bengal bölgesinde, Naksalbari’de gerçekleşen köylü isyanı yarım asırdır devam eden Hindistan Devrimi’ni başlattı. 1965 yılında Çaru Mazumdar önderliğindeki kom...

Devrimin coğrafyası: Toprak nereden çatlayacak?

Resim
  “İnsanlar bitiyordu topraktan; karıkların arasında ağır ağır filizlenen, gelecek yüzyılın hasadı için boy atan ve yakında toprağı çatlatacak olan, intikamcı, kapkara bir ordu yetişiyordu.” (1) İstisnasız, Marx’tan bu yana her devrimci komünist iddia kendine bir toprak/coğrafya ve o toprağı çatlatacak devrimci özne belirledi. Marx çatlayacak toprak olarak Kıta Avrupa’sını belirledi. Avrupa’da toprağın çatlaması için, Marx’ın ifadesiyle Parisli işçiler 1871 Mart’ında göğün fethine çıktı, gök fethedildi ama fetih kısa sürdü. Engels Avrupa’da toprağın neden çatlamadığının ilk belirlenimlerini, daha 1844’te yazdığı İngiltere’de Emekçi Sınıfların Durumu isimli eserinde “işçi sınıfı içinde oluşan aristokrasi” saptamasıyla ortaya koydu. Maalesef bu saptamanın sönümlenmediği, bilakis, 1844’ten 20. yüzyıl başlarına uzanan süreçte daha da olgunlaştığı bir durum yaşandı. Aristokratlaşan İngiliz işçileri devrimden vazgeçti. Engels ölümünden kısa süre önce, 19. yüzyılın son yıllarında Al...